Haftanin Filmleri

Orijinal Cinayetler izle Orijinal Cinayetler indir

Yapım : 2008, ABD
Tür : Dram / Suç
Yönetmen : Jon Avnet
Senaryo : Russell Gewirtz
Oyuncular : Carla Gugino, Brian Dennehy, Robert De Niro, Al Pacino, Donnie Wahlberg, Dan Futterman, John Leguizamo, Frank John Hughes, Brett Granstaff, Quinton Aaron, Katie Chonacas, Shirly Brener, Saidah Arrika Ekulona, Edrick Browne, Rob Dyrdek, Adrian Martinez, Les Chantery, Liza Colón-zayas, Trilby Glover, Brian Stapf, Judy Del Giudice, Antonino Paone
Yapımcı : Avi Lerner, Jon Avnet, Randall Emmett, George Furla, Boaz Davidson, Alexandra Milchan
Görüntü Yönetmeni : Denis Lenoir
Dağıtım : 35 Milim Filmcilik
Gösterim Tarihi : 26 Eylül 2008

Bir çift emektar New York Şehri Polisi dedektifleri yasadışı olarak huzuru sağlamaya çalışan bir seri katilin izini sürmektedir. New York Polis Departmanının baskıcı ortamı altında 30 yıllık ortaklıktan sonra , yüksek derecede donanımlı olan Dedektifler David Fisk ve Thomas Cowan emekliliğe hazır olmalılardı ama değiller. Rozetlerini ortadan kaldırmadan önce, kadın ticareti yaparak kötü ün yapmış birinin cinayetini araştırmak üzere çağırılırlar. Orijinal cinayet gibi kurban ; cinayeti açıklayan dört satırlık şiire sarılı bulunmuş şüpheli bir suçludur. Diğer suçlar meydana gelince; dedektiflerin, hukuki sistemin açıklarından yararlanan suçluları hedef almış bir seri katille karşı karşıya oldukları ortaya çıkar. Amacı polisin kendi başına yapamadıklarını yapmak ve huzuru sağlamak için suçluları sokaklardan temizlemektir. Son günlerdeki cinayetlerle ve daha öncekilerin arasındaki benzerlikler rahatsız bir soruyu sorar: Acaba yanlış adamı mı demir parmaklıkların arkasına atmışlardır?

Edward Norton Biyografisi

Edward James Norton, 18 Ağustos 1969 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Massachusetts Eyaleti’nin başkenti olan Boston’da dünyaya geldi.Daha sonra James ve Molly adlarında iki kardeşi olur. Avukat babası Edward Norton Sr. ve öğretmen annesi Robin Norton ile birlikte Kolombiya’da yaşayan Norton, henüz 5 yaşındayken dadısı Betsy True ile bir müzikale gider. “Cinderella”dan çok etkilenen Norton, oyunculuk hayalleri kurmaya başladı.
Maryland’de bulunan Columbia School for Theatrical Arts’da oyunculuk eğitimi almaya başlayan Norton, 8 yaşındayken “Annie Get Your Gun” müzikalinde oynayarak oyunculuk serüvenini başlattı. Okulu bitince liseyi de yine Maryland’deki “Wilde Lake High School”da okudu.
1991 yılında ünlü “Yale Üniversitesi”nin “astronomi” bölümünü kazandığında kararsızlık yaşadı ve en sonunda “tarih” bölümünü bitirdi. Tiyatro aşkı Yale’de de kendini gösterdi ve Yale’de tiyatroyla ilgili bir çok şey öğrendi. Bunun yanı sıra Yale’de Japonca da öğrenen Edward, sonraları büyükbabasının Osaka’daki “The Enterprise Foundation” fabrikasında çalışıp profesyonel olarak Japonca öğrenecekti.

Yale’den başarıyla mezun olan Norton, 1994 yılında “Only in America” adlı komedi filminde rol aldı. Yine aynı yıl Edward Albee’nin “Fragments” adlı oyunu için düzenlenen oyuncu seçmelerine katıldı ve kısa sürede Albee’nin gözde oyuncularından biri oldu.
1944 doğumlu Amerikalı Gregory Hoblit bir çok TV dizisi için yönetmenlik yaptıktan sonra 1996 yılında “Primal Fear” adında bir film projesine girişti. Paramount Pictures Şirketi ile anlaşma sağladıktan sonra “Pretty Woman”, “Chicago”, “I’m Not There” ve “The Flock” gibi filmlerden tanıdığımız ünlü aktör Richard Gere, “Mystic River”, “Love Actually”, “Dave” gibi filmlerle ismini duyuran Laura Linney, Frances McDormand, John Mahoney gibi oyuncular seçti. Bu psikolojik drama filminde “Aaron Stampler” karakteri için Leonardo DiCaprio’ya teklif götüren Hoblit, Caprio rolü reddedince seçmeler düzenledi. 2100 kişinin katıldığı seçmede Edward Norton birinci oldu ve “katil Aaron Stampler” karakteriyle “Golden Globe Ödülü”nün sahibi oldu. Norton’ın bu rol için Güneyli aksanını geliştirmesi gerekiyordu ve ona bu konuda 1980 yapımı “Coal Miner’s Daughter” yardımcı oldu.
“Primal Fear”ın üstüne oldukça fazla oyunculuk teklifi alan Norton, seçimini gerçek bir hayatı anlatan “The People vs. Larry Flynt” filminden yana kullandı. Kadınlara ve sekse olan düşkünlüğüyle tanınan Amerikalı Larry Claxton Flynt Jr.’nin hayatını anlatan filmde Norton, “Alan J. Isaacman” karakterini canlandırırken, Courtney Love ve Woody
Read the rest of this entry »

Uyurgezer izle Sleepwalking izle

Çocukluklarında despot bir baba ile başa çıkamayan Joleen (Charlize Theron) ve kardeşi James (Nick Stahl) kendilerine yeni bir hayat kurmak için evden kaçarlar. Fakat şehir koşulları onları beklemedikleri çalkantılara yönlendirir.

Filmin omurgası evden kaçışlarının ardındaki ondördüncü seneyi anlatmaktadır. Joleen’in artık Tara (AnnaSophia Robb) adında 11 yaşında bir kızı vardır ve göçebe hayatı yaşamaktadırlar. Sevgilisi uyuşturucudan dolayı tutuklanınca ve bir müddet sonra evinden de kovulunca Joleen’in tek çaresi kızını alıp şehrin diğer yakasında yaşayan kardeşi James’in yanına taşınmaktır.

Ne varki ruhsal olarak çöküntü yaşayan Joleen yeni bir sevgili edinir ve onunla kaçar. Kızı Tara’yı kardeşi James ile başbaşa bırakır. Henüz kendisine bile bakamayan James bu zor yükün altından kalkamayarak bir zamanlar ezildikleri baba ocağına dönmeye karar verir. Geçmişiyle yüzleşmesinin vakti gelmiştir.

James yaşadığı bu zor durum karşısında içindeki babalık duygusunu uyandırır ve Tara’ya yaşamadığı bu duyguyu her pahasına yaşatmaya çalışır.

Çeşitli filmlerde efektör olarak tanıdığımız Bill Maher ‘in ilk yönetmenlik deneyimidir ve filmin durgunluğu bundandır diye düşünüyorum.

Mumya: Ejder İmparatoru’nun Mezarı (Kritik 2)

Mumya: Ejder İmparatoru'nun Mezarıİlk iki filmde Mısır’ ı ve binlerce yıllık tarihini hallaç pamuğu gibi atıp da durulan O’Connell Ailesi, kafayı şimdi de Çin’ e takmıştır.. Üstelik karı-koca O’Connell’ lar yetmezmiş gibi bir de Alex oğlan, kadroya katılmıştır..

Sakarlığı zaten genlerinden gelen oğlan, filmcileri de bizi de fazla bekletmez, binlerce yıldır mışıl mışıl uyuyan dehşetli Çin İmparatoru’ nu ve koskoca ordusunu, yirminci yüzyıla değişik çeşnide bir bela olsun diyerekten, mezarından çıkarır.. Bir de bu tipler, mezardan fırlayıp ortalığa saçılmaya -maşallah- öyle de meraklılar ki tutabilene aşkolsun yani..

Üstelik zombileşen Ejder İmparatoru’ nu ve ordusunu durdurabilmek için bizim elemanlar onlara düşman başka bir orduyu da diriltmeye kalkışmazlar mı?. İşte o andan itibaren hissettim ki, bütün bu olan bitenlere dayanacak takatim -gayrı- azalmıştı..

Zaman zaman belirgin bir iştah durumu gösterseler de bu bitmek bilmeyen kısır döngüye yeniden girmelerin, manasız debelenmelerin O’Connell’ ları dahi bıktırmış olduğunu gördüm ki bu, -senarist marifetiyle elbette- diyaloglarına bile yansıyordu..
Yine de, görevden -ve paradan- kaçacak kadar salak değildirler: Oğluyla arasında en fazla beş yaşlık bir fark göründüğü halde -beceriksizce- yaşlı adam rolü yapan Rick O’Connell, karısını, kayınçosunu, yakları, -yetmedi- yetileri falan da yanına alarak, bir nevi Indiana Jones parodisi tadında, güle oynaya -ailecek- dünyayı kurtaracaktır..

Dünyanın her köşesindeki (Sırada da Peru mu var ne?.) ölmeye yatmışları bi şekilde uyandırıp -sanki hazırda yeterince bela yokmuşçasına- insanlığın başına sarıp, filmin sonunda da geldiği yere gönderen; -akla ziyan- hikayelerini az önce ciddiye alıp, biraz sonra da onunla dalga geçen ‘tuhaf’ bir espri anlayışına sahip bu filmleri, -bir izleyici olarak- benim ciddiye almam beklenemezdi sanırım..


Tamam, bu tip filmlerde mantık aranmamalı, eğlenmeye bakılmalı ama –ne yapayım ki- gittiğim her filmde, bir takım sinemasal pırıltılar ya da kırıntılar arıyorum ben.. Bir şeyler bulamayınca eğlenemiyorum da.. Böyle işte, huyum kurusun..

Christopher Lee biyografi

Etkileyici ses tonu, delip geçen bakışları ve 1.96′lık görkemli cüssesi ile sinema tarihinin belki de en şanslı aktörlerinden çünkü o, “The Curse of Frankenstein, “Dracula”, “The Mummy” gibi korku sinemasının klasikleri, Sherlock Holmes uyarlamaları, “Yüzüklerin Efendisi” ve “Star Wars” serileri ve Tim Burton filmleri gibi birbirinden tamamen farklı türlerde çekilmiş filmlerde rol alan ve 1948′de başlayan kariyerini halen devam ettiren tek aktör.

27 Mayıs 1922′de Londra’da doğan Christopher Frank Carandini Lee, 2.Dünya Savaşı’nda Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde görev alıp terhis olduktan sonra 1947′de film endüstrisine geçiş yaptı. 1948′de ilk filmi Corridor of Mirrors’ı çekti. Ancak asıl ünü, İngiltere’nin ünlü, düşük bütçeli korku filmleri yapım şirketi Hammer Film Productions için çektiği filmlerle elde etti. 1957 yapımı The Curse of Frankenstein’da Dr. Frankenstein’ın yarattığı canavara hayat verirken, Dr. Frankstein’ı da korku sinemasının bir diğer ünlü aktörü Peter Cushing canlandırıyordu. İkilinin bu beraberliği 1958′de Dracula ile devam etti.

250′den fazla filmden oluşan kariyerinde her ne kadar sadece yedi Dracula filminde rol almış olsa da, CGI ve günümüzdeki özel efekt teknolojilerinin olmadığı ve seyirciyi etkilemenin tamamiyle aktörün yeteneğine bağlı olduğu zamanlarda, büyük bir ustalıkla canlandırdığı Dracula karakteri en çok hatırlanan, onunla özdeşleşen rollerden biri oldu. 1959′da çekilen The Mummy ve bir Sherlock Holmes uyarlaması olan The Hound of the Baskervilles Peter Cushing ile birlikte çevirdikleri diğer iki film oldu.

1960′lar meşhur Fu Manchu serisi ve Avrupa’da çektiği pek çok film ile devam etti. 1970′lerde sadece korku sinemasının parçası olmaktan sıkılıp farklı türlerdeki filmlerde yer almaya karar verdi. 1973′te çekilen The Three Musketeers, 1974′te rol aldığı The Four Musketeers ve Bond filmi The Man with the Golden Gun bu amaçla çevirdiği filmlerdi. Bu filmlerin elde ettiği başarı üzerine Hollywood’a yerleşse de, burada çevirdiği çoğunlukla sıradan sinema ve televizyon filmlerinden memnun kalmayarak İngiltere’ye döndü.

2000′ler Lee’nin küllerinden doğduğu yıllar oldu. 1999 yapımı Tim Burton filmi Sleepy Hollow’un ardından diğer Burton filmleri 2005′te çekilen Charlie and the Chocolate Factory ve Corpse Bride’da da rol aldı. Ama onu tüm dünyaya hatırlatan 2000′lere damgalarını vuran birbirinden başarılı iki büyük seride canlandırdığı roller oldu. 2001′de çekilen The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring ile başlayan, 2002 yapımı The Lord of the Rings: The Two Towers ve 2003 yapımı The Lord of the Rings: The Return of the King’den oluşan “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinde Saruman’ı canlandırdı.

Yer aldığı diğer efsanevi seri ise, Count Dooku’ya hayat verdiği 2002 yapımı Star Wars: Episode II - Attack of the Clones ve 2005 yapımı Star Wars: Episode III - Revenge of the Sith ‘den oluşan “Yıldız Savaşları” oldu. 2007′nin merakla beklenen kitap uyarlamalarından Golden Compass’da da rol alan Lee, Star Wars: The Clone Wars’da bu kez sesiyle yer aldı. 1977′de yazdığı çocukluğunu, savaş yıllarını ve kariyerini anlattığı “Tall, Dark and Gruesome” ve 2004′te yayınlanan “Lord of Misrule” adlı iki otobiyografik kitabı da bulunan Christopher Lee, ne mutlu ki altmış yıllık kariyerine halen filmlerde rol alarak devam ediyor.

kategoriler

en son haberler

en son yorumlar

  • birsen: ibo seni çok seviyorum
  • birsen: arka sıradakiler dizisini 1.bölümünden beri zevkle izliyorum.iboooooooooooooooose ni...
  • FATAL134: dizi dahada uzun sursun ama buyuk ihtımal bu senee bitecek cunku unıvERSSİTEDE...
  • FATAL134: dizi süper ama bana arka sıradakilerin butun bolumlerini kaydedecegım bir sıte...
  • reyhan: yelda sizi çok sewiyorum tam benim tipimsiniz

arşiv

bağlantılar