Haftanin Filmleri

Ölülerin Günlüğü (Kritik)


Zombi denince akla ne gelir? Tabii ki George A. Romero! Evet, aklıma gelen başıma geldi, üstad yine bir zombi filmi çekti. Oysa ben artık kendini bu anlamda pek zorlamaması gerektiğini düşünüyordum…

Romero usta, hakikaten zombi filmlerine derinlik katan bir sinemacı. Bu yanını takdir etmemek, saygı duymamak elde değil. Zamanında, biraz eski tarihlerde yaptığı filmler hakikaten muazzamdı, yapıldığı dönemde ses getirmiş, yepyeni şeyler söylemiş, bugün türünün klasikleri arasında yerini almış filmlerdi. Ama son zamanlarda Romero’nun bu tür filmleri maalesef bende apayrı bir yere konacak türden eserler olduğuna yönelik hisler uyandırmıyor. Bir yandan suçlu hissediyorum kendimi, böyle büyük bir sinemacının filmlerini etkileyicilikten uzak bulduğum için. Biliyorum, gereksiz ama bunu hissedemeden edemiyorum.

Romero’nun zombi filmleri dehşetli tarafını daha çok insana yönelik verdiği düşündürücü mesajlara borçlu. Yani vahşi olan aslında zombi değil, insanlar. Zombiler insaoğlunun umutsuz vakaya dönüşme sürecine ışık tutan araç figürler. Bu mesaj çeşitli şekillerde, farklı anlatımlarla ve insana ait değişik sosyal kulvarlarda anlatılsa da temelde aynı. Romero’nun zombi film aşkına saygı duyuyorum, her şeye rağmen izliyorum ama ne söyleyeceğini az çok biliyorum. Beni şaşırtmıyor, ve maalesef korkunç, ürkünç ve bilumum dehşet uyandırmaya yönelik sahneleri böyle bir konsept içerisinde oldukça etkisiz kalıyor. Genel anlamda verdiği mesajın çarpıcı olduğunu iddia edebiliriz ama bir kalıp, bir Romero formulü oluverdi nedense bu. Bu nedenle Romero’nun son dönem filmleri tam anlamıyla tatmin yaşatması imkansız filmler olarak algılanıyor.

Read the rest of this entry »

Mumya 3: Ejder İmparotoru’nun Mezarı (Kritik)

175 Milyon dolarlık bütçesiyle yazın en iddialı blockbusterlarından biri olan “Mumya 3“, ilk iki filme göre iki kayıpla çıkıyor karşımıza. Bu sefer başrollerinden birini canlandıran Rachel Weisz’ın yerine Maria Bello, yönetmenlik koltuğundaki Stephen Sommers’ın yerine ise Rob Cohen geçmiş. Karşımızdaki eser ise, ilk iki filmdeki B filmi ruhunu daha da bilinçli hale getiren fantastik bir macera! …

Rob Cohen’i ‘modern B filmi yönetmeni’ olarak tanımlarsak herhalde doğru yapmış oluruz. “Hızlı ve Öfkeli” (”The Fast And The Furious”, 2001) ve “XXX: Yeni Nesil Ajan” (”XXX”, 2002) gibi alt kültüre uygun yarış ve casus filmleri yaratan yönetmen, şimdi de B filmi olarak öne çıkan “Mumya” serisinin üçüncü halkası için kamera arkasına geçiyor. Cohen’in eline yüksek bir bütçe geçince de karşımıza fantastik bir serüven filmi çıkıyor ve bu mantık abartılarla örülerek keyifli bir seyirliğe dönüşüyor. Bu sefer uyguladığı ise ’sword and sorcery film’ yani Türkçeye kılıç-büyü filmi olarak çevrilebilecek 50′li yıllarda popüler olan bir alt tür (genelde B filmlerinde karşımıza geliyor.). Yani retro sevgisi, Cohen’in bakış açısı sayesinde filmin tamamına hakim. Bu yönüyle de keyifle izlenen bir yapıt var karşımızda…

Read the rest of this entry »

kategoriler

en son haberler

en son yorumlar

  • akkalla: bilgi için sağol
  • konyalı akdogan: slmm arkadaslar ben bu dızıde encok ibo ve oktay game yi seviyorum
  • birsen: ibo seni çok seviyorum
  • birsen: arka sıradakiler dizisini 1.bölümünden beri zevkle izliyorum.iboooooooooooooooose ni...
  • FATAL134: dizi dahada uzun sursun ama buyuk ihtımal bu senee bitecek cunku unıvERSSİTEDE...

arşiv

bağlantılar