Uzun bir aradan sonra Heroes ekranlara döndü. (NBC’de yayınlanmaya başlandı, CNBCE’de kasımda yayınlanmaya başlayacakmış diye duyduk)
Sezon prömiyerlerinde yeni sezon hakkında bilmeniz gerekenler anlatıldı. Peki ya bilmemeniz gerekenler?
Buradaki Heroes oyuncuları ile yapılan röportajlar ve çeşitli olaylar arasında elde edilen bilgiler sonucu oluşturulan 10 Sır var…
İşte Türkçe çevirisi ile aşağıda:
1. İyiler kötü, kötüler iyi olacak: Canımız Peter Petrelli (Milo Vetimiglia) açıkladı: “kimin kötü, kimin iyi olması gerektiği tam olarak açıklanmıyor. Bence birçok insan hangi kötünün iyiye dönebileceğini, hangi iyinin kötüye dönebileceğini tahmin eder” Hmm… Niçin bu isimlerden ilk akla gelen Peter ve Sylar?
2. Linderman geri dönecek ve kötüleri toplayacak: Malcom Mcdowell’ın gizemli, güçlü ve iyileştirme yeteneğine sahip olan Linderman’ı bu sezon ölü olarak geri dönecek (Onu ilk Nathan görecek). Malcolm bana Şöyle söyledi: “Angela Petrelli’yi oynayan Cristine Rose ve Bayan hızlı - Daphne’yi canlandıran Brea Grant ile çalıştım. Onu kötülerin arasına aldım. Bir de Artur Petrelli’yi anlandıran Robert Forster ile çalıştım”. Bir saniye, flashback ya da gelecek sahnelerinde mi?
3. Hiro’nun hafızası silinmiş: Yayınlanmak üzere olan bölümde, Hiro 10 yaşında olduğunu düşünüyor, bunun anlamı Ando hem dünyayı kurtarmak, hem de bebek bakıcılığı yapmak zorunda. Küçük Hiro, Dünyayı kurtarana kadar şirin değilsin!
4. Peter ve Sylar birlikte çalışacaklar: Milo’nun söylediğine göre bu yıl beklenmeyen bir birleşme olacak: “şaşırtıcı bir şekilde Peter ve Sylar’ın birlikte çalıştığı dakikalar var, garip. Ama bu iki adam da özlerini inkar etmeyecekler.Onlar yin ile yang gibiler.” Ayrıca duyduğuma göre HRG hiç beklemediğimiz birisinin partneri olacakmış.
1970′lerde ün yapmış dizinin yeni uyarlamasında, bir kaza sonrası bedeninde yapılan değişikliklerle insan üstü güçlere sahip olan bir genç kadının maceraları anlatılıyor.
Yapımcılar: David Eick (Battlestar Galactica), Laeta Kalogridis (Alexander) , Jason Smilovic (Kidnapped), Michael Dinner (Kidnapped)
Değerlendirme: Pilot bölümü daha yayımlanmadan internete düşmüş dizilerden biri de Bionic Woman idi. Şimdiye kadar pilot bölümünü izlediklerim arasında en umut vadedenlerden biri olarak bu diziyi gösterebilirim. İyi kotarılmış fragmanını izlerseniz, size bundan daha fazlasının olduğunu hemen söyleyebilirim. Dizi bilimkurgu dizisi olarak efektleri, aksiyon sahneleri ile göz dolduruyor. Yapımın drama dozu da güzelce ayarlanmış diye düşünüyorum. Gerçi bu ilk bölümde karakterleri tanıyoruz, fazla derinlerine inmiyoruz ama gerisinin geleceğine eminim. Projenin başındaki isim David Eick’in bilimkurgu ve dramanın iyi bir şekilde birleştirilmesi kısmında büyük etkisi olacaktır muhakkak. Konunun aldığı bir yön var ama spoiler olacağından buna girmeyeceğim. Ama heyecanlı bir hikaye bizi bekliyor diyebilirim.
Michelle Ryan Jaime Sommers rolünde iyi bir performans sergiliyor. Kendisinin aslen İngiliz olduğunu da belirtmek isterim, çünkü dil konusunda da iyi iş çıkarmış, hiç belli olmuyor İngiliz olduğu… Diğer oyuncuların sergiledikleri performans ta oldukça iyi.. Bir Battlestar Galactica hayranı olarak Katee Sackhoff’un kadroda bulunması benim açımdan daha da sevindirici bir gelişme olmuştu. Kendisinin sürekli kadroya katıldığını da önceden belirtmiştim. Sarah Corvis rolünde dizinin kötü kadınını canlandırıyor ancak *kötü kadın* tabiri biraz basit kaçıyor aslında; zira Sarah Corvis’in karakteri gri bir imaj çiziyor en baştan… Sezon boyunca Jaime’nin başını ağrıtacağı kesin olsa da, Sarah’ın da izleyiciyi bağlamak konusunda bir potansiyeli var. Miguel Ferrer’in canlandırdığı karakter Jonas ile Jaime arasında ise sevgi/nefret karışımı çok enteresan bir ilişki olacağı kanısına vardım. Şimdiden söylüyorum, Jaime-Jonas ilişkisi bu dizinin en hararetli kısmı olacak bence (Pis bir gülüş eklediğimi varsayın buraya )
Bunun dışında, yine Battlestar Galactica ‘nın 3. sezonunda kısa bir süre görünmesine rağmen olay yaratmış Mark Sheppard‘ı da göreceğiz dizide. Onun karakteri de ilginç ama fazla ayrıntıya girmeyeyim ben…
Bionic Woman’ın ilk sezonunun tamamını izleyebileceğimizden eminim ama 2. sezonu garantileyecek mi? Bunu bekleyip göreceğiz. Gerçi Glen Morgan’ın yapım kadrosundan ayrılması biraz garip bir durum oldu ama yapımın arkasında yine de oldukça güçlü simalar var. Amerikan seyircisinin nabzına bakılırsa en çok merak edilen dizilerin başında geliyor bu dizi. Yani gönül rahatlığıyla izlemenizi tavsiye edebilirim, ortasında bitmez, korkmayın.
Oyuncular
Michelle Ryan (EastEnders, Jekyll),
Miguel Ferrer (Crossing Jordan),
Chris Bowers (Rescue Me),
Will Yun Lee (Thief),
Lucy Hale (How I Met Your Mother),
Molly Price (Third Watch),
Katee Sackhoff (Battlestar Galactica),
Mark Sheppard (Battlestar Galactica)
Hikayemiz Seattle’da büyük bir hastenedeki (Seattle Grace Hospital) doktorların ve stajyerlerin (Nam-ı diğer intern) zorlu hayatlarına odaklanıyor. Stajyer deyip geçmemek lazım her an SGH’de bir stajyer hayatınızı kurtarabilir…
Dizinin ismi baş karakterimiz Meredith Grey’den (Ellen Pompeo) geliyor. Meredith’in annesi Ellis saygı duyulan ünlü bir doktor. Ancak Alzheimer teşhisi konmuş durumda ve bakıma muhtaç. Ancak bunu Meredith’ten başkası bilmiyor. Meredith çevresine annesinin uzun bir seyahatte olduğu yalanını söylüyor ama içinde de bu yalanın ortaya çıkması korkusunu taşıyor. Bu korkuyla yaşamak zorunda olan Meredith aynı zamanda Grace’de bir intern olmanın zorlu şartlarına alışmak zorunda. Özellikle Nazi lakaplı şefi Miranda Bailey’ye (Chandra Wilson).
Dr.Bailey tam anlamıyla acımasız bir şef. Stajyerlerine en acımasız görevleri verip tam anlamıyla onların pestilini çıkarıyor. Dr.Bailey’nın stajyer grubunun diğer üyeleri ise Stanford’dan birincilikle mezun olmuş Cristina Yang (Sandra Oh), daha önceden mankenlik yapmış olan güzel Isabel Stevens (Katherine Heigl), yumuşak kalpli ve sevecen George O’Malley (T.R. Knight) ve gruba sonradan katılan şovenist kişilik Alex Karev (Justin Chambers). Alex şovenist yapısıyla kızların ve hatta George’un nefretine maruz kalsa da diziyi taşıyan en önemli karakterlerden biri.
İlk bölüm Meredith’in ilk iş gününün sabahında evde uyanmasıyla başlıyor. Salonda uyuyan o an için adını bile hatırlamadığı ancak geceyi birlikte geçirdiği Derek Shepherd’ı (Patrick Dempsey) evden tam anlamıyla kovuyor. Ancak bunu yaparken Derek’in birkaç saat sonra karşısına patronu olarak çıkacağından habersiz. Meredith ilk başta Derek’ten uzak durmaya çalışsa da bu ikilinin arasında kısa süre içerisinde çevreleri tarafından pek etik bulunmayan bir ilişki başlıyor. Meredith’in talipleri sadece Dr.Shepherd’la sınırlı değil. Diğer bir intern George da gizliden gizliye Meredith’ten hoşlanıyor. Sivri dilli Alex ise ilişkiler konsunda biraz sorunlu olan ve Meredith’ten hoşlanan George’a her imkan bulduğunda takılmaktan çekinmiyor. Stajyerlerin en hırslısı ise öğrencilik hayatı başarılarla dolu Cristina Lang. Meredith’in Derek ile bir ilişkisi olduğunu öğrendiğinde ona ters davransa da Meredith’in en yakın arkadaşı diyebiliriz. Diğer bir Meredith-Derek karşıtı ise daha sonradan Meredith’in ev arkadaşı olacak olan Izzie. Izzie ile Meredith başta anlaşamasalar da aynı evde yaşıyolar ve aralarındaki ilişki gün geçtikçe iyiye gidiyor.
Grey’s Anatomy’i diğer medikal dramalardan ayıran yanı komedi ile dramayı oldukça güzel harmanlaması. Çok yoğun duygusal sahnelerle seyirciyi kalbinden vuran dizi birkaç dakika sonra izleyicileri kahkahaya boğabiliyor. Bu dizi sadece hastane dizisi severlere değil herkese hitap ediyor. Bu zaten dizinin kazandığı büyük ve prestijli ödüllerden de anlaşılabilir. Dizi 2006 yılında da aday olduğu Altın Küre “En İyi Drama Dizisi” dalında bu sene ödülü kazanmayı başardı. Ayrıca Emmy Ödülleri’nde de birçok adaylıkları var. Dizi, ABC’nin “Lost” ve “Desperate Housewives” ile birlikte en gözde dizisi. Eğlence ve dramla dolu kaliteli bir dizi izleyip, güzel vakit geçirmek istiyorsanız “Grey’s Anatomy” kaçırılmaması gereken bir yapım
İlk versiyonu 1978′de çekilmiş, 2003′de ise yenilerek çekilen TV dizisi. Bilim-kurgu, macera ve Drama içiçe.
Saylon #6Şu anda CNBC-e’de 2. sezonu, Amerika’da ise bildiğim kadarıyla 3. sezonu oynamaktadır. Hikayesi ilgiçtir: Uzayın derinliklerinde 12 koloniden oluşan insan ırkı yaşamaktadır. Bir zaman yapay zekayı ve makinaları (Saylonlar=Sentrünyonlar) icat ederler, ancak saylonlar saldırır. (Nam-ı diğer Tost Makinaları).Bu saldırı bastırılır, insan ırkı normal yaşamına dönerler. Ancak saylonlar gizli bir şekilde kendilerini geliştirirler, hatta insan formuna bile bürünürler. Bununla da yetinmeyip, insan içine sızar ve insan gibi yaşarlar. Hatta bazıları üst kademede asker olurlar. Zamanı geldiğinde, bir anda tüm gezegenler yerle bir edilir, tüm savaş gemileri ise düşürülür. Sadece o sırada havada bulunan bir grup uzay gemisi ve bunların içindeki 49 bin civarındaki insan sağ kalır.
bu gemilerden sadece 1 tanesi savaş gemisidir: Battlestar Galactica.
BSG75Bu geminin komutanı Adama (Edward J. Olmos), huysuz ihtiyar olarak bilinir, teknolojiye karşıdır, dolayısıyla gemisinde “network” bağlantısı yoktur. Böylece saldırıdan kurtulmuştur.
Bu arada, normal uzay gemilerinden birinde insan ırkının Eğitim Bakanı olan Laura Roslin (Mary McDonnel) kabinede kendi önğndeki 42 bakan vaye başkan öldüğü için Başkan olmuştur, şaşırtıcı bie şekilde demokrasi devam etmektedir.
Amaçları ise basittir: Efsanevi 13. koloninin yaşadığı “Dünya” adındaki mavi gezegeni bulmaktır. Bu sırada hem Saylonlarla savaşacaklar, hemde gemiler içindeki çeşitli güç savaşları ortaya çıkacaktır.
Bir adam düşünün; hayatı boyunca iyi bir şey yapmayan, sürekli hırsızlık, dolandırıcılıkla uğraşan, hatta arkadaşlarını ve karısını da buna âlet eden. İşte Earl (Jason Lee) bu tarife tıpatıp uyan dizimizin baş kahramanı. Hayatı kazı-kazandan kazandığı 100.000 dolar ile değişen bir insan. Değişmek dediysem, gerçekten değişmek. İşte bu adam hırsızlığı, dolandırıcılığı bırakıp, eskiden yaptığı kötü şeyleri telafi etmek için bir liste oluşturuyor. Peki nasıl mı değişiyor? Kazı-kazandan çıkan 100.000 doları görüp bağıra çağıra sokağa çıkınca Earl’e bir araba çarpıyor ve hastahaneye kaldırılıyor. Hastane odasında yatarken televizyonda gördüğü karma felsefesi (İyi şeyler yap iyi şeyler olsun, kötü şeyler yap kötü şeyler olsun) aklına yatıyor ve uygulamaya başlıyor.
Earl’ü canlandıran Jason Lee’nin yanında aptal mı aptal kardeşi Randy (Ethan Suplee) diziyi daha da izlenir kılıyor. Earl ve Randy kardeşlerin evi olmadığı için otelde kalıyorlar ve buradaki kat görevlisi Catalina (Nadine Velazquez) de Earl’ün görevini başarması için uğraşanlardan. Crabman (Yengeç Adam) karakterini ise oyunculuğunu çok beğendiğim Eddie Steeples canlandırıyor ve diziyi izlenebilir kılan karakterlerden sonuncusu, sadece işi düştüğü zaman ve kendine bir yararı olacağı zaman işlere burnunu sokan karakter Joy (Jaime Presley). Kendisini Zehirli Sarmaşık filminden de hatırlayabilirsiniz.
Bu kadro birleşip ortaya çok güzel bir dizi çıkartmışlar. Sürekli diziye dahil olan bölümlük oyuncular da diziye keyif veren diğer bir etken. Eğer siz de Earl’ün listesinde neler olduğunu görmek istiyorsanız, bu diziyi kaçırmayın.
Oyuncular
Jason Lee - Earl Hickey
Ethan Suplee - Randy Hickey
Jaime Pressly - Joy Turner
Eddie Steeples - Darnell Turner
Nadine Velazquez - Catalina